Hayatı Anlamlı Yaşamak!

  • blog-image 1

Hayatını hayırlı iş ve davranışla güzelleştirmeyenler, iflasa doğru sürüklenmektedirler. Biz insanlar ve özellikle inananlar, hayat sermayemizi en iyi şekilde yatırıma dönüştürmekle mükellefiz. Kur’an son kitap, İslam son din, Hz.Muhammed (s.a.v.) son peygamberdir. Ve bunların hepsi insan fıtratına yönelik mükemmellikleri, huzur ve mutluluk reçetelerini muhtevidir. Burada asıl sorun bu değerlerin takipçisi olan bizlerin bu güzelliklerden haberdarlığımızın ölçüsü ve pratik hayata taşıma meselesidir. Fikri ile zikri, bilgisi ile davranışları, imanı ile ameli birbirini tutmayan insanların kişilik gelişimleri eksiktir. Bu tür insanların dostluğuna ve sözüne itimat noktasında dikkatli davranmak gerekmektedir.

Hayat sermayesini verimli ve anlamlı değerlendirebilmek için bazı şeylere ihtiyacımız vardır. Bunları gerçekleştirdiğimiz ölçüde dünya ve ebedi hayatımız anlamlı olacaktır. Günlük meşguliyetler içinde boğulup kalırsak, alışkanlıklar engelini aşamazsak verimsizleşeceğiz.

Günlük hayatımızı değerli hale getirecek bazı ekinlikler içinde olmamız hepimizi geliştirecektir. Ekranlara mahkum olmaya aslında kimse bizi zorlamıyor. Ancak insanoğlu genellikle kolayı ve tembelliği tercih ediyor. Kendimizi etkisiz ve yetkisiz hale getirmek için elimizden geleni yapıyoruz.

En önemli iş iyilik yapmaktır. Eğer kötülüklerden şikayetçi isek iyiliklerin yaygınlaşması yolunda yeni stratejiler geliştirmemiz ve yeni yetişenlere iyilik önderleri olmalıyız.

Aslında mutluluk insanın içinde hissettiği bir değerdir. Fakat isminden hoşlanmadığımız halde materyalist anlayışın hakim olduğu günümüzde, toplumsal huzursuzluk ön plana çıkmış, herkes huzur ve mutluluğu maddî varlıkta aramaya başlamış, kendini gerçekleştirme derdinden uzaklaşştır.

Aslında insanı mutlu kılan maddeden ziyade manadır. Para birçok şeyin sadece kabını verebilir, ama özünü veremez. Neşeli anlar yaşamaya sebep olabilir, ama huzur veremez. Nitekim refah düzeyi yüksek toplumlardaki huzursuzluklar, dikkatle incelenecek olursa, maddi refahın insanlara, ferdi ve toplumsal huzur sağlamadığı görülecektir. Çünkü “itminan” denen huzura erme hali, ruhun vasfıdır. Madde ise sadece bedeni ihtiyaçları yatıştırabilir.

Hayata anlam katabilmek için imanımıza yaraşır bir şekilde yaşamamız ve güzel davranışlar geliştirmemiz gerekmektedir. Nitekim Rabbimiz “Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibadet edin; hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz” (Hacc, (22): 77) ayetiyle bu konuya dikkatimizi çekmektedir. Huzur, mutluluk ve kurtuluşa kavuşabilmek için hayırlı işlerle meşgul olmak gerekmektedir.


Yukar